17 Kasım 2014 Pazartesi

İlk Görüşte Bir Yıl

Buçuk vapurunu kaçırmıştık. Öyle öfkeliydim ki! Evren şu gelmesini iple çektiğim saatleri uzatmak için elinden ne geliyorsa ardına koymuyordu adeta... Bir an bir türlü ona kavuşamayacağımı düşündüm. Gözlerim yaşlarla dolmuş halde telefonumu çıkarıp numarayı çevirdim. Ağlamamı bastırmaya çalışarak (Ki sonradan defalarca belirttiği gibi hiçbir işe yaramamıştı.) durumu açıkladım.
15 dakika sonra vapura bindiğimizde Evren'e duyduğum öfkenin yerini heyecan almıştı. Zira nihayet en yakın dostunaa sarılma şerefine kavuşmam için kalan dakikalar giderek azalıyordu. Kalbimin her çarpışında ona daha çok yaklaşıyordum. Geminin yararak ilerlediği her dalga birbirimize kavuşacağımız ana doğru sürüklüyordu bizi.
Sonunda buluşma yerine ulaştığımızda heyecanım had safhadaydı. Kursağıma dek çıkan kalbim, vücudumda bir deprem etkisi bıracak şiddette hızla atıyordu. Onu bulabilecek miydim? Bulunca beni beğenecek miydi? Heyecan ve endişeler kafamın içinde öyle hızla dönüyorlardı ki her an kafam karpuz gibi patlayabilirdi. Sonra onu gördüm.
Tam anlattığı gibiydi (Sadece saçları düşündüğümden daha kıvırcıktı!) ve sanırım elinde pankart olmadan da onu tanıyabilirdim. Yüzünde tıpkı benimki gibi heyecanlı ve endişeli bir ifade vardı. Bir an nasıl yanına gideceğim hakkında düşündükten sonra beynim kafamdaki tüm olasılıkları sildi. Kendim bile ne olduğunu anlamadan Kadıköy'un ortasında 5 metre yakınlıktaki tüm başları bizim tarafa çevirecek şekilde "YOOOOOYUUUCHOOO'MMM!!! ^-^ <3" diye bağırarak üzerine atlamıştım - normalde tensel temastan kati surette kaçınan benim bu halime tanık olmamın şaşkınlığını yaşayan anneme, ona, onun annesine hiç aldırmadan.
Dünyada en çok güvendiğiniz ve en çok yakın hissettiğiniz kişiye GERÇEKTEN sarılabilmek o kadar harikaydı ki bunu tarif edemem. Bana verdiği kadar güven ve sevgimi taşıyan yüreğimle sarıldığım bu ruhun içinde bulunduğu bedene de sarılabilmek bir özgürlük ve hasredin sonuydu benim için. Ömrüm boyunca ayrılmak istemediğim kolları bulmuştum, aradan bir yıl geçti, ne üstüne atlama alışkanlığım ne o kucağa duyduğum ihtiyaç ve özlem hiç değişmedi. Umarım o günü daha dünmüş gibi ve tamamen aynı hislerle hatırladığım nice yıl dönümlerimizi birlikte kutlarız aşkım - bedenlerimiz olmasa da kalplerimiz hep birlikte olarak inşallah.
Not: Biraz geç geldi ama yazmadan da edemedim sonradan.

7 yorum:

  1. offf bu hikayeler çok güzel ama ne insanlarkim belli ne bunların gerihikayesi var mı neden bize anlatmıyon varsa link versene?? :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahah var tabii de 16 yılda yaşamışım, nasıl anlatayım? XD Öykü değil bu, sevgilimle ilk buluşmanın yıl dönümü oldu da. ^-^

      Sil
    2. Anladım o kadarını da. :D Ama insan bir sevgilim der ne bileyim accık açık yaz vicdansız. :D

      Sil
  2. O_O GERİZEKALI YOYUCHO'N DAHA YENİ GÖRÜYOR BU ŞEYİ!!!! TTATT *sarılıp chu chu CHUUUUUUUUUUU~~~!!!!!!* Kusura bakma açkım... TTmTT" Ama ÇOK güzel yazmışsın!!!! ^-^ <3 <3 <3 Yalnız orada ""YOOOOOYUUUCHOOO'MMM!!! ^-^ <3" diye değil, "O.O YORUUUĞ!!!! *-* <3 YORU!!!! >m< <3" diye üstüme atlamıştın. XDDD Daha bana "Yoyucho'm" demeye alışmamıştın, o dediğin üstüme atlamayı 2. buluşmamızda (21 Aralık 2013) yapmıştın. XDDD <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerizekalı değilsin bir kere sen! =-= O gün sen yazmıştın, bugün de ben yazayım dedim. :3 Ve öyle mi? xDDD Doğrusu ne dediğimi hatırlamıyorum, sadece sana sarılmamı hatırlıyorum! x333 <3 Üstüne atlasam "ben atlayacaktım! >:C" diye kızarsın, atlamasam "artık hiç atlamıyorsun! -<-" dersin... xDDD

      Sil
    2. Ben hassas bir ruhum!!!! =-= <3 *kollarını kavuşturur*

      Sil