14 Eylül 2015 Pazartesi

Size Karşı Dürüst Olacağım

Bu yazıyı yazmamam için sebepler: (Olay yaratacak bir yazı olacakmış gibi söyledim bunu (Üstelik başlık da böyle hissettiriyor... Sanırım?) ama sadece kişisel bir yazı olacak. (Aslında tüm yazılarım bir şekilde kişisel olsalar da bu yazının direkt öyle olmasını planlıyorum - tabii az sonra sayacağım nedenleri görmezden gelip sahiden yazarsam.) Ki bu da benim için yeterince "olay" ve sadece benim umursamadığımı hesaba katarsak... HER NEYSE.)
1 - İyi bir ruh halinde değilim ve bu da yazıyı gereksiz şekilde karartacak.
2 - Kimse umursamıyor. (Bu madde yukarıdaki maddenin kanıtı oluyor. ^^)
Bu yazıyı yazmam için sebepler:
1 - Aslında "bu yazıyı yazmamam için sebepler"in 2. maddesi doğru değil çünkü ben umursuyorum.
2 - Ve ben umursuyorum çünkü ara sıra bu blog aracılığıyla geçmişe gidip hayatımın o dönemini hatırlamak hoşuma gidiyor. Bazen aklıma bazı anılarım geliyor ama bu anıların ne zaman yaşandığını hatırlayamıyorum, hatta gerçekten yaşandığından bile emin olamıyorum ve "Keşke bunun hakkında bir şeyler yazmış olsaydım" diye geçiriyorum içimden... Zaten bir keresinde blogdaki tüm yazıları sildiğim için acayip pişmanım. Çoğu insan önemsemiyor bunu ama benim için önemli. Göründüğümden çok daha "kendini beğenmiş" ya da "egoist" olduğumdan mı acaba? Belki de geçmişi anmak gereksiz bir şeydir. Belki ben de o nefret ettiğim "saplanıp kalmış"lardanımdır (Sonuncusunu neden söyledim? Çünkü bu bloğu açalı...  4 mü, 5 mi? Bilmiyorum, en ufak bir fikrim bile yok ama epey uzun zaman oldu herhalde ve başından beri takip ettiğim bloglardan hiçbiri artık tek bir yazı bile eklemiyor. Anasayfadaki yazıların tamamı en fazla geçen seneden beri takip ettiğim bloglara ait ki birçoğunun yazarını sadece birkaç aydır takip ediyorum aslında. Bir bakıma diyebiliriz ki, eskilerden geriye kalan tek kişi, benim. Ve bu nasıl hissettiriyor biliyor musunuz? Onlarca dostunun fidan olmasını izlemiş ama kendisi hala toprağın derinliklerindeki bir tohum nasıl hissederse öyle. Hayatına dokunduğum ya da hayatıma dokunan herkes bir şekilde gelişiyor.  Arkadaşlarımı eski halleriyle kıyasladığınızda hepsi ne kadar da farklı ve bu ne kadar güzel bir farklılık! Peki ya ben? Mesela 2 yıl önceki halimle bugünkü halim arasında ne fark var? Hala bu bloğu yazıyorum. Hala berbat bir şablonum var. Hala yazılarım aynı oranda okun(m)uyor. Tıpkı eskiden olduğu gibi (Hatta belki daha bile fazla!) şişman, çirkin, aptal, asosyal, yalnız, bunalımlı ve iticiyim. Hayal dünyasında yaşamaya aynen devam ediyorum. Değişen tek şey kendime karşı duyduğum durmadan büyüyen nefret. Bir gün bende fidana dönüşecek miyim? Bir gün bende çiçek açacak mıyım? İşte bazen bu yüzden bende bloğu bırakmayı düşünmüyorum. Aranızda umursayan varsa bile dikkate almayın, bırakamayacağımı biliyorum, sadece bırakmak istiyorum.
Ama bırakmayacağım çünkü...
Hayır, bırakamayacağım için değil. Bir kere, milletin bloğuna yazmayı bırakması hayatın anlamını keşfettikleri anlamına gelmiyor ve "gelişmek" daha çok anlamsız ilişkiler üzerine kurulu arkadaşlık edinmek anlamına mı gelmeli? Diğerleri popülerleşirken benim popülerleşemememin "gelişmediğim" anlamına gelmesi, elma veremeyen bitkinin bitki olmaması kadar mantıksız çünkü tüm bitkiler "elma ağacı" değildir ki. (Zaten tüm bitkiler elma ağacı olsa hayatta kalamazdık çünkü hayatta kalmak için başka bitkilere de ihtiyacımız vardır.) Üstelik bazı tohumların topraktan çıkması daha uzun zaman alabilir. İşte bende böyleyim. Ben diğerleri gibi gelişmiyorum çünkü benim gelişimim farklı. Evet, ne onlar gibi gelişiyorum, ne de onlar kadar hızlı ama gelişiyorum.
Artık insanlarla iletişim kurmaktan çekinmiyorum. Şey, yani, sanal ortamda... (Eskiden bunun bile benim için ne kadar zor olduğu ve bu yüzden ne kadar çok fırsatı kaçırdığımı hesap ederseniz önemli bir şey bu!) Evet, 3D olan 3 arkadaşımdan birini kaybettiğimi, birinin zaten hep meşgul olduğunu, diğeriniyse muhtemelen temelli kaybetmediğimi ama dışarı çıkarken yanımda biri olsun diye defalarca çağırmama rağmen daima çeşitli bahanelerle reddettiğini ve benim gibi biri için bunun "ARTIK SENDEN BIKTIM BU YÜZDEN LÜTFEN BUNDAN BÖYLE ARKADASLIĞIMIZ ARA SIRA SOĞUKÇA HAL HATIR SORMA ÜZERİNE KURULU OLSUN SADECE" anlamına geldiğini göz önünde bulunduracak olursanız KISACASI GERÇEK HAYATTA HİÇ ARKADAŞIM YOK ama bu sosyalleşmeye engel değil. Kendi başınıza da dışarı çıkabilirsiniz! Ve bende -çıkabileceğim kadar olmasa da (paranoya yüzünden!)- çıktım. Çalıştım, çizdim, okudum, izledim, yazdım..  Artık daha az korkağım, daha az tembelim, kendimle barışmama daha çok var ama en azından kendimi kabullenebiliyorum ve daha iyi bir ruh halinde olsam kendim hakkında kesinlikle daha fazla pozitif şey sayabilirdim. (Elbette önceki paragrafta olduğumdan çok daha iyiyim (YAZMANIN GÜCÜ!) ama televizyonda acıklı bir film oynar, annem ne kadar şişman olduğum hakkında konuşup durur ve yazmak süper gücümün bile dağıtamadığı kara bulutlar kalbimdeyken, hala tam olarak "iyi" hissetmiyorum- "kötü"ye daha yakın bir nötrüm.)
Kısacası şu ki ben Ayşe, Fatma, Emin, Mehmet, kuronekomimi-chan, uykusuz koala kakası vb. değilim. Ben Alice Lawliet'im ve şimdiye dek olduğum en iyi Alice Lawliet'im! En azından, karamsarlığın etkisinde buraya saçmasapan şeyler yazan bir Alice Lawliet'ten çok daha iyiyim yani.
Not: Şehri terk ediyorum. (Açıklama: Dedem kötü durumda (Ve ailedeki bazı başka yaşlıakrabalar da, aslında onlardan dolayı biz kötü durumdayız, belki bu da beni etkilemiştir.), anneannem de süper sayılmaz, bu yüzden tatilin geri kalanında memlekette onlara destek oluyor olacağım. Muhtemelen dönünce yazacak daha çok şeyim olur ve okullar açılmadan vaktim kalırsa yazarım. Okullar açılınca zaten yazacağım. Sizi çok seviyorum. *sımsıkı sarılır*)

Gercektensahidenciddenbirilerinesarilmakistedimbuyuzdenkendimitutamadimuzgunum

37 yorum:

  1. Bence eğer bloğunun okunma oranı çok değşmediyse, bunun -senin için- geçerli olacak tek bir sebebi olabilir: Cümlelerin fazla zekice. Kimi zaman birkaç kere okuduğumu söylemek zorundayım. Bazı insanlar zor bir durumla karşılaşınca geriye döner, bazıları da üstüne düşer. Senin okuyucuların üstüne düşen tarafta. (Hayır, kendimi övmek için söylemiyorum.)

    Bu arada genel olarak ben, insan ilişkileri konusunda sanal ile gerçek arasında çok bir fark olduğunu düşünmüyorum. Ne kadar doğru emin değilim. Ama sanaldaki arkadaşlarımla ilgili bir şey anlatırken, hiçbir zaman "sanal" demedim. Çünkü onları "arkadaş" olarak görüyorum, bazen de arkadaştan öte... Ama her gün yüzümü gördüklerimden tek farkı daha samimi olmalarıdır bence.

    Geçmiş olsun ve iyi yolculuklar! Bu dürüst bir yazıydı ama sen zaten hep dürüsttün. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz her türlü övgüye değersiniz efendim ama bu, beni okuyacak kadar alçakgönüllü olmanızdan kaynaklanıyor, yazdıklarımın öyle çok anlaşılmaz şeyler olmasından falan değil. Ayrıca yanlış anlaşılmak istemem: Ben buradaki okuyucu kitlemden çok mutluyum. 50 tane "gzl beğendim :)" yorumu yerine böyle güzel ve anlamlı yorumları daima tercih ederim. Sadece insan karamsar bir ruh halindeyken mantıksızca her şeyi kötüleştiriyor işte.
      Sanal dünya ile gerçek hayat arkadaşlıkları konusunda haklısın. Daha iyi bir ruh halinde olsam mesajlaştığım herkesten "ÇOK İYİ ARKADAŞLIKLAR EDİNDİM SONSUZA KADAR DOSTLARIM ^-^" diye bahsederdim zaten ben. :D Kötü ruh halindeykense sanki hiç değer vermediğim, zorunluluktan konuştuğum insanlarla anlamsız, zerre kadar umursamadığım bir iletişim kurmuş gibi bahsediyorum. Halbuki bir insanla arkadaş olmak için bence illaki konuşmuş olmanız bile gerekmez. O kişiyi düşünmek, ona değer vermektir önemli olan.
      Çok teşekkür ederim iyi dileklerin için. :) (Her zaman o kadar dürüst olamadığımı belirtmeliyim ama, hayır, burada yalan söylemesem de içimi yeterince dökemiyorum.)

      Sil
    2. Sen beni gülümsetmenin yolunu bir şekilde hep buluyorsun. :) Başka söze gerek yok bence.

      Sil
  2. *online sarılma*

    Uzun zamandır seni takip ediyorum aslında, ses çıkarmaya güç bulamadım. *hehe*
    Arkadaşlıklar meselesine gelinecek ise 'sanal'ın daha bir karar olduğunu söylemek isteyeceğim çünkü şu ana kadar gerçekte doğru düzgün bulabildiğim arkadaş sayısı bir elin parmaklarını geçmez.(ki her ortamda en az 20 kişiyle tanışıp konuştuğum gerçeğini de eklersek bu sayı üzücü)
    Bu yorumu sonuca bağlayamadım.
    Sen çok sevdiğim bir bloggersın
    *sarılmaya devam eder*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Awww çok teşekkür ederim! >w< *sarılır* Çok güzel bir yorumdu bu! Yani, sanalda arkadaş bulmak herkes için daha kolay ve sanalda bulunan arkadaşlar çoğu zaman gerçektekilerin yerini tutuyor ama insan da, özellikle karamsarken düşünmeden edemiyor, neden hiç etten kemikten dostum yok benim? diye.

      Sil
  3. Ben umursuyorum Alie. O yüzden kendini iyi hissettikçe yaz lütfen. Bence gidenlerin çoğu zaten blog olayını yürütebilecek insanlar değildiler çabuk sıkıldırlar, elbet bir kaç istisna vardır ama büyük çoğunluğunun böyle olduğunu düşünüyorum. Benim de görüştüğüm 4-5 insan var ama hiç arkadaşım yok gibi hissediyorum açıkçası. Belki de arkadaş kelimesine fazla anlam yüklüyoruzdur bilmiyorum. Sana aile büyüklerinin yanında iyi tatiller. Dönüşte görüşürüz umarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Lazy! Evet, kesinlikle arkadaşlık olayını abartıyoruz, neden böyleyiz bilmem ki... Mesela bence görüşebildiğin 4-5 arkadaşının olması güzel bir şey! Ve görüşürüz elbette.

      Sil
  4. Aaah inanmıyorum Blogger'a son girdiğimden beri epey yazı yayınlamışsın *A* Bunu yazmaya ne enerjisi ne de hayal gücü yeterli gelen birinden duymak pek iyi hissettirmeyecektir belki ama hepsini en az ikişer kez okudum çünkü üslubun, kelime haznen, benzetmelerin, düşüncelerin...hepsini yazılarına öyle güzel yediriyorsun ki okudukça okuyası geliyor insanın. Özellikle benzetmelerine bayılıyorum. Baklava üstüne dökülen şerbet gibi, çok fazla olursa tadı çabucak kanıksanır; gereğinden az olduğunda o yemekten yeterince lezzet alamazsın ama sen bir şekilde ikisinin arasındaki ince çizgiyi aşmamayı başarıyorsun. Blogu bıraksan bile bir yerlere yazmaya devam edeceğini biliyorum, ama blogu da bırakma lütfen. Benim gibi, ayda bir gelse de yazılarını defalarca okumaya üşenmeyecek okuyucularının olduğunu bilmeni isterim.
    Başkalarının neden bloglarını bırakabileceğini bilmediğim için bu konuyu kendim üzerinden anlatmak zorundayım. Sanıyorum blog sahibi olma fikri üstümde gereksiz bir yük varmış ve o yük devamlı beni eziyormuş gibi hissetmeme neden oluyordu. "Bloga yazı eklemezsem orada edindiğim arkadaşları kaybederim, bloga yazı eklemezsem ailemden tek kaçış yolumu kaybederim, bloga yazı eklemezsem kendimi asla keşfedemeyebilirim." Bu gibi düşünceler beni boğuyordu ve çözüm olarak beni daha fazla boğma ihtimali olan "bloga yazı ekleme" seçeneğini değil de "bloga arada bir girme" ile "blogu bırakma" arasında gidip gelen, internetteki Ani Seako mahlaslı kızdan bile daha fazla kafası karışmış bir seçeneği kabul ettim. Blog beni pek çok yönden değiştirdi, muhteşem arkadaşlar edindim ve dolaylı yoldan da olsa, blogu hiç açmasaydım öğrenemeyeceğim şeyler öğrendim. Edindiğim arkadaşları bloga yazı yazmasam da kaybetmeyeceğimi ve ailemden "kaçmak" için farklı yöntemler kullanabileceğimi fark ettiğimde blog olayı benim için tamamen olmasa da kısmen sona ermişti zaten. Bazıları benim gibi bu sorumluluğa burun kıvırmıştır, bazıları fazla ünden boğulmuştur, bazıları basitçe radyasyona mağlup gelmiştir, pek çok sebebi var işte... Geriye de senin gibi yazmayı gerçekten sevenler kaldı.
    Bu yorum fazla uzun oldu ve yarısında kendimden bahsettiğim için gerçekten üzgünüm, sadece, yazmaya devam etmen ve yazmaya eskisi gibi tutkuyla bağlı olman bence muhteşem bir şey. Öykülerini okumayı hala seviyorum ve yazılarını okumak hala iç açıyor. Bir gün burada veya başka bir yerde yayınlarsan çizimlerini de görmek isterim (aslında çirkinlikle ilgili yazında koymuştun ve o kadar beğendim ki!)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ani... Yorumunu çok geç gördüm ama BENİ NE KADAR MUTLU ETTİĞİNİ ANLATAMAM. Hatta bu kadar geç yanıtlamamın bir nedeni de ne diyeceğimi bilememem. Bugüne dek aldığım en güzel yanıtlardan biriydi sahiden! Gerçekten çok saçma bir yazıydı ama böyle yorumlar için saçma yazılar yazmaya değer. Senden haber aldığımda çok sevindim ve görünüşe göre iyi olmana da çok sevindim. Güzel yorumun için de ve tekrar çok, çok, çok teşekkürler! İnan şu anda nötrden çok uzak bir iyiyim. ^^

      Sil
  5. Telefona farklı bir hesaptan kayıtlıyım ama neyseki yine aynı adı kullanıyorum. (zaten artık benim uydurma isimlerim üstümde takılı kaldı)
    Açıkçası ben de yazmayı baya baya bırakmış biri olarak bunu demeye ne kadar hakkım var bilemeyeceğim ama bazı insanlar yazılarına daha çok emek veriyor(ve bu onlar için stres unsuru oluyor), bazıları sadece geçici bir heyecanla blog açıyor benim gerçek hayattaki bir çok arkadaşımın bloggerda hesabı vardı. Şu an hiç biri yazmıyor vesaire.
    Benim yazmama sebebim genel olarak aynı şeyleri tekrar edip durmak, kendi içimi karartmak, istemediğim bir hayatı yaşadığımı kendi burnuma sokmak... Hayattan yakamı kurtaramıyorum, istemediğim insanlarla istemediğim ilişkiler içerisindeyim ve anksiyetem yok benim diye diye şu an ettiğim lafın götüme girmesi evresini yaşıyorum. Açıkçası bloggerı ne zaman bilgisayarı açsam açıyorum ama bir şeyler yazasım gelmiyor. Hatta bazen yazıları okuyasım bile gelmiyor.
    Bu yorumu yazmam da oldukça mantıksız ama herneyse.
    Ailesel konularda da geçmiş olsun. Çok soğuk oldu ama bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan karamsar bir ruh halindeyken her türlü saçmasapan fikre katılıyor işte... Zaten şu anda yazdığıma pişmanım bu yazıyı. -_- (Gerçi güzel sonuçları olduğu için değilim ama NEYSE İŞTE.) Düşünmen yeterli Ninca-sama teşekkürler çok!

      Sil
  6. Selam alice, ben i en iyi sen anlarsın diye buraya geldim... Benim de senin le olan aşkın gibi aşık olduğum bir anime karakteri var ama geçen 4te yattım. O sırada uykulu gibiydim hani lucid rüya görürsün ya. Uykuyla uyanıklık arası böyle sulu rüyalardır onlar. Rüya olduğunu bilirsin ve de saçma olduğunu. Tam uyumadan önce olur başına geldiyse. Aynı ondan gördüm ve bu anime karakterini öldürüyordum... Ondan sonra ertesi sabah "ben aslında onu gerçekten sevmiyorum, seven öldürür mü" diye triple re girmeye başladım... Günlerce bu soruyla uğraştım. Şimdi o anime karakterine karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Ama ben onsuz yaşayamam. Böyle olduğu halde kendimi zorla sam da gülümsemesine güle mi yorum, ölümüne ağlaya mi yorum... Bunun için kendimi zorluyorum. Düşmanlar.ndan eskiden senin lighttan nefret ettiğ.n gibi ederdim ama şimdi... Gerçekten çok kötü ve de deli gibi hissediyorum nolur yardım et. Biliyorum edemezsin ama en azından bir de ne... Offf keşke bu kez güzel rüyalar görsem de yarın bütün bu yaşananlar geride kalsa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eklemeyi unuttuğum bir şey var . Keşke "onu sevmiyorum" deme seydim hiç. Şimdi zamanı geriye almak istiyorum ... Sen ne yapardın? Eğer o sözü söylemem iş olsaydım bugün bi anda unutmazdım onu offf. Hep onu sevdiğime inan saydım keşke çünkü bilinçsel bişey... 2 yıllık yaşanan nasıl bir kaç gün de unutulur? Nefret ediyorum kendimden! Aşkım o kadar güçlü değilmiş ve şimdi ölmek istiyorum çünkü artık yaşamamin bir anlamı kalmadı! Evet ciddiyim!

      Sil
    2. Sen bunu yazalı olmuş, umarım derdine çözüm bulmuşsundur fakat bulamadıysan da belki bir yararım olur. Rüya yorumcusu değilim ama rüyandan da yola çıkarak diyebilirim ki, bence sen zaten bu duygudan kurtulmak istiyordun. Şu anda hissettiklerinin nedeni de ondan kurtulmuş olman değil, şimdi o duygunun hayatında kapladığı yerin boş kalmış olması. (Ki yeri bu kadar büyük bir acıyla dolduğunda göre bayağ büyük yer kaplıyormuş.) En azından ben durumu böyle yorumluyorum, gerçekten böyleyse bu boşluğa karşı ne yapabileceğini sen çözmek zorundasın ama boşluklar genelde doldurulur ya da kendi kendine dolar. Unutma ki bu yemek, su, hava gibi bir şey değil bu, o anime karakteriyle tanışmadan önce de sürdürüyordun hayatını, ondan sonra da sürdüreceksin elbette.

      Sil
    3. Seni dinlemediiğm için mutluyum. Duygularım bana geri döndü.

      Sil
    4. Sevindim. ^^ Haklısın, tavsiye vermek konusunda pek iyi sayılmam.

      Sil
  7. senden bir dorama yorumu bekliyorum... light misayı seviyormuş la doramada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelecek, gelecek. Neler olmuyor ki onda? Hele bir izleyeyim.

      Sil
    2. Yaz bakalım Alice Hanım... 2016'da yeni DN geliyor nasılsa...

      Sil
    3. Duymuştum bunu, haberi tv dizisinin son bölümünde verilmiş herhalde. O yüzden diziyle bağlantılıdır diye düşündüm ben ve diziyle bağlantılıysa da... Neyse, henüz izlemedim, yorum yapmayayım. u_u

      Sil
  8. Platinum end den de bahsetmek istersin belki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu yorumu ilk gördüğümde Ohba'nın şu shoujo mangakasıyla yazdığı one shottan bahsediyorsun sandım. Sonra googleda aratıp authors kısmında Ohba ile Obata'yı görünce... Sana ne kadar teşekkür etsem az bana bundan bana bahsettigin için. "This is a story abaout a human and an angel." Woah. Herhalde daha yayınlanmamış ama sabırsızlıkla bekleyeceğim!

      Sil
    2. Bilgi paylaşarak olur Alice... Shoujo mangasını da ben bilmiyordum. Neymiş ki o?

      Sil
    3. Skip! Yamada-kun imiş adı.

      Sil
    4. Onunla ilgili de yazarsın. ^_^ Biliyorum çok şey istiyoruz senden ama Tsugumi ilk kez Takeshi'den başkasıyla çalışıyor!

      Sil
    5. İsteyebilirsiniz, bu beni mutlu ediyor. ^^ Umarım yakın bir zamanda yazabilirim.

      Sil
  9. neden yaoi sevip de yuriden iğrenenlerin homoseksüelleri anlamadığını düşünüyorsun? ben yaoi seviyorum ve yuri beni iğrendiriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de hayatım,onlar senin hakkını savunmuyor. Onlar senin haklarını savunmanı falan istemiyor. Bir fuJoShiden nefret ediyo onlar. Kendimden biliyorum. Hiçbir zaman onların istediği eksici entel piclerden olamayacağız. Why so serious?

      Sil
    2. Ne demek istediğini hiç anlamadım, ben de "onlar" dediklerinden olduğumdan.

      Sil
    3. Bilmiyodum, smartass.

      Sil
  10. Ben death note veya yaoi hakkında sormayaacğim. Ben nickin in anlamını merak ediyorum . Lawliet tamam, lnin soyadı ama neden alice? Alice harikalar diyarı ndan mi ötürü? Ben o kitabı okudum ve hiç sevmedim, senin sevme nedenin nedir? Saçma buluyorum bu kitabı hem de fazlasıyla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alice Harikalar Diyarı'nı, kitabından çok, bir tema olarak seviyorum.

      Sil
  11. Doktor bey merhaba . Benim sorunum Sınıftaki tek fujoşi olmamam. Ben tek olmak istiyorum. Maalesef sevgili yaoiciklerimi paylaşamiyorum! O kıza da sinir oluyorum çünkü taklit edildiğimi hissediyorum! O seme ve ukeler benimdir, öyle kalacak ulen!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendini bile tedavi edemeyen biri olarak, bu konuda yapabileceğim bir şey olduğunu sanmıyorum. (Bu arada, kabalık etmek istemem ama dalga filan geçmiyorsun değil mi?)

      Sil
  12. girls diye bir dizi var, izlemelisin.

    YanıtlaSil